WHAT’S EBRU ?

butonshop1

Classic Turkish Ebru, which is also known as Turkish marbled paper, is made by drawing designs with paint on water, and then carefully placing paper (or materials, such as glass etc.) on the surface of the water in order to absorb the paint.

The word Ebru originated from the Persian word ‘ebr-i’ which could be translated as ‘cloudy’. As the time passed, the word ‘ebr-i’ was Turkified and pronounced as ‘Ebru’.

There are some other stories about the origin of the word Ebru. Some people believe that the word ebru comes from Persian ‘ab-ruy’. This word can be translated as ‘water of face’ or ‘face of water’.

ebru-nedir

EBRU NEDiR ?

Tekne içerisindeki yapışkan sıvı üzerine, sanatçının yaptığı fırçalarla, kendisin özel hazırladığı boyaları bilinçli bir şekilde damlatarak, sıvı üzerinde resim yapma ve bunu bir obje (kağıt ,kumaş,cam vs.) üzerine aktarma sanatıdır.

Ebru köken olarak “ebr” sözcüğünden türetilen “ebr’i” kelimesinden gelmiştir ve “bulut gibi”, “bulutumsu” anlamına gelmektedir. Zamanla “ebr’i” kelimesi Türkçeleşerek “ebru” halini almıştır.

Bir başka rivayete göre ise Farsça “ab-rüy” kelimesinden geldiği söylenmektedir. Anlamı “yüz suyu”veya” suyüzü”dur.

Klasik Ebru Çeşitleri

Battal Ebru, Gel-git Ebru, Şal Ebru, Bülbül Yuvası veya Çarkıfelek, Somaki Ebru, Kumlu-kılçıllı Ebru, Hatip Ebru, Yürekli Ebru, Çiçekli Ebru, Yazılı Ebru,tarzıkadim, Hafif Ebru’dur.

KLASİK EBRU SANATI

15.yy’dan sonra Orta Asya’dan getirdiğimiz, Anadolu’da zirveye çıkarttığımız,”Türk Kağıdı” adı ile Avrupa’ya tanıttığımız çok eski bir geleneksel sanatımızdır. Eskiden önemli kitaplarımızda kapak olarak kullandığımız bir ciltleme malzemesi olan ebru, şimdilerde evimizin duvarlarını süslemektedir. Ayrıca kumaşa, cama, ahşaba ve tuvale de çalışılarak kullanım alanı genişletilmektedir.

Bu sanat, usta-çırak ilişkisi ile öğrenilir. Bir kitaptan veya kendi kendine öğrenilemez. Klasik ebru sanatı tekniğini bilen bir ustanın deneyimlerini paylaşmasıyla öğrenilir.

Damlalardan oluşan ebru sanatında ortaya çıkan eserin aynısı yapılamaz. Çünkü damlaların suda aynı şekilde dağılması imkansızdır.

Büyüleyici desenlere sahip olan ebru sanatı, bizleri sanki mikro ve makro alemlerden çıplak gözümüzün göremediği güzellikler sunmaktadır. Venüs gezegeninden gelen fotoğraflar, kan hücresinin mikroskopta görüntüsü ebruya çok benzer. Ebru sanatı sadece göze hoş gelen zarif bir görüntüde değildir. İnsan ruhunun güzelliklerini ortaya çıkaran terapi özelliği de vardır. 9. yy’dan beri varlığı bilinen Darüşşifalar’da müziğin eşliğinde birçok sanat gibi ebru da kullanılmıştır. Bugün modern psikolojinin kabul ettiği “arınma” bu sanat sayesinde mümkün olmaktadır. Ebru Sanatı ile uğraşanlarda olumluluk, stres kontrolü, yaratıcılık, disiplin, özgüven, hilm (huylarda meydana gelen yumuşaklık) ve motivasyon gibi kişisel özelliklerin geliştiğini yakından görmekteyiz.

“Ebru suyla boyanın dans etmesidir.”

HISTORY OF EBRU:

Although it is not known when and in which country the art of marbling was born, there is no doubt that it is a decorative art peculiar to Eastern countries. The oldest ebru painting is accepted as GUY-İ ÇEVGAN made in about 1539-40. This book consists of pages of ebru works. For an art to be accepted in the society, it has to be performed centuries long. A number of Persian sources report that it first emerged in India. It was carried from India to Persia, and from there to the Ottomans. According to other sources, the art of marbling was born in the city of Bukhara in Turkistan, finding its way to the Ottomans by way of Persia. In the West, ‘ebru’ is known as ‘Turkish paper.’

 

Marbling used to be extensively employed in bookbinding and calligraphy. On occasion, particularly interesting and attractive designs are used as pictures. Turkey has produced many great exponents of the art, such as Hatip Mehmed Efendi (18th century), Şeyh Sadık Efendi (19th century) and Bekir Efendi (early 20th century). Among the last great masters produced after Necmeddin Okyay, both Mustafa Düzgünman (born 1920) and Niyazi Sayın (born 1927) are particularly worthy of mention.

EBRU TARiHi :

Ebru sanatının ilk kez ne zaman ve nerede yapıldığı tam olarak bilinememektedir. Tarihi ve kimin tarafından yapıldığı belli olmayan bazı eserler vardır.

Bugün kayıtlardaki en eski ebru 1539-40 tarihli GUY-İ ÇEVGAN adlı eserdir.Eserin her yaprağı ebruludur. Ancak, bir sanatın gelişmesi ve kabul görmesi için yüzlerce yıl geçmesi gerektiğini ve kayıtlarda da detaylı bir arama yapılmadığını düşünürsek bu sanatın çok daha eskilere dayanan bir geçmişi olduğunu kabul etmemiz gerekir.

Bilinen en eski ebruzen Tertib-i Risâle-i Ebri’de adı geçen ve Şebek lakabı ile anılan bir Ebruzen dir. ŞEBEK MEHMET EFENDİ.

Ayrıca, ebru kelimesinin Farsça’daki EBRİ kökünden geldiğini iddia edenler olsa da, bu kelimenin kullanılmasından yıllar öncesinde, Türkistan’da EBRE kelimesinin çok yakın anlamda kullanıldığı bilinmektedir. Yani kelimenin Farsça’ya zamanın Türkçe’sinden geçmiş olma olasılığı yüksektir. Osmanlı’nın son devirlerinde yaşamış olan Üsküdarlı Şeyh Sadık Efendi, Ebru Sanatı’nın inceliklerini öğrenmek için Buhara’ya gitmiştir. Bu da, Ebru Sanatı’nın Orta Asya kökenli olduğuna dair güçlü bir kanıttır.

Ebru Sanatı’ nın günümüze ulaşmasında, Üsküdarlı Şeyh Sadık’ın büyük payı vardır. Onun devamında, Hezarfen Edhem Efendi, Necmeddin Okyay ve Mustafa Düzgünman, bir yandan sanattaki geleneği korumuş, aynı zamanda da ebru çeşitlerini tanzim ederek Ebru’yu güçlü bir sanat haline getirmişlerdir.

Ebru Sanatı ile ilgili yazılmış ilk eser, Tertib-i Risale-i Ebri adını taşır ve 1608 tarihlidir. Basitçe ebru yapımından ve ebru sanatçılığından bahseder.

Osmanlı’da ise Şebek Mehmed Efendi’den sonraki en önemli Ebru Sanatçısı, Hatip Ebrusu’na da adını veren İstanbullu Hatip Mehmed Efendi’dir.Aynı zamanda hattat olan sanatçı, Ayasofya Camii’nde hatiplik yapmış ve 1773 yılında vefat etmiştir.

MAKING EBRU:

“Ebru is the dance of color with the water”. We start making ebru by preparing our kitre.

It takes us about 3 days to prepare our kitre (a gum like substance).

The amount of water needed depends on the technique we will use.

After getting the right mixture, we close our tray with a paper so that it doesn’t dry.

We need to stir and mix our pigments for 1.5 hours with a special technique to make the paints, and then we let them stand in a jar for about 1-2 months. Afterwards, the paint is ready to use.

We take a teaspoonful of paint to and put in an empty jar

In order to ensure that the paint stay above the kitre and to control the size of paint drops, we need to pour a little water and ‘sigir ödü’ (ox-gall) in the paint

The marbler drops the paint onto the surface of the water, but not arbitrarily; each type of ebru requires different drops

Ebru marblers make their own brushes

Next, the marbler brings their homemade horsehair brushes to the studio

After drawing the desired pattern, the tray is covered by an offset paper which is half to 1 cm smaller than the tray

The marbler needs to be careful that there are no air bubbles between the tray and the paper when laying the paper on the water

After 5-10 seconds, the paper should be taken from the tray

The paper should be laid out on a clean surface to dry

To make Ebru properly, it is imperative to receive training from a master (usta) Ebru artist.

Each drop of paint on the water transferred onto a paper can not be called Ebru. Ebru is a very mystical art and it needs to reflect the soul of the marbler.

Each pattern can only be transferred to a paper once; that is why every piece of Ebru is original and unique.

The marbler drops paint onto the tray, executes a preset pattern but is not sure of what the results will be on the paper (in other words there is an element of surprise). Hence, each transfer from the tray to the paper excites the artist. Ebru requires patience, but the final piece thrills the marbler.

 

EBRU YAPILIŞI : 
Ebru yapımına önce kitremizi hazırlamakla başlarız.

»Kitremizi 3 gün kadar bir sürede hazırlayıp teknemize süzerek koyarız.

»Su ayarının kontrolünü çalışacağımız tekniğe göre ayarlarız.

»Teknemizin üzerini kağıtla kapatarak yüzünün kurumasını engelleriz.

Sonrada boyamızın içine, boyanın kitre üzerinde kalmasını sağlayan ve damlaların büyüklüğünü küçüklüğünü ayarlayan “sığır ödü’ nü azar azar istediğimiz ayara gelene kadar biraz da su katarak ayarlarız.

Atılan suraya göre her boyaya ayrı ölçüde öd konulur. Hazırlanan boyalar fırçayla tesadüf atılarak değil de, ebrucunun ustasından öğrendiği fırça vuruş tekniğiyle çalışacağı ebru çeşidine göre tekneye serpilir.

Ebru sanatçıları boyaları serptiği fırçaları kendi hazırlar.

At kılını ve kurutulmuş gül dalını, ustasından öğrendiği tarzda bağlar.

Tekne üzerine atılan boyalara istediğimiz şekli verdikten sonra teknemizin ölçüsünden yarım veya 1 cm kadar kısa olan 1. hamur kağıdı teknenin üzerine bilinçli bir şekilde ve yavaşça yatırarak, boyanın kağıda geçmesi sağlanır.

Kağıt yatırılırken arada hava kalmamasına dikkat edilir.

Kağıt 3-5 saniye sonra teknenin kenarlarına sürterek sıyrılıp alınır.

Temiz bir yere serilerek, kurutulur.

Bir ebrunun kurallarıyla muntazam şekilde yapılabilmesi için bir ustadan eğitim alması gerekir. Her suyun üstüne atılan ve kağıda alınan boya ebru değildir. Ebru çok mistik bir sanattır ve klasik bilgiler doğrultusunda ebrucunun ruhunu yansıttığı çok farklı bir sanattır. Tektir, asla aynısı bir daha oluşturulamaz. Oksit ve toprak boyalarla yapıldığı için solmaz ve renkler uzun süre dayanır.

Ebru gizemli bir sanattır. Sanatçı tekneye boyalarını atar; fakat kağıtta ne çıkacağı hakkında net bir fikri olamaz. O yüzden her kağıt çekiş ayrı bir heyecan doğurur. Çok sabır isteyen fakat yarattığı heyecanla ebru, ebrucuya çok büyük mutluluk verir.